13 Kasım 2017 Pazartesi

En Pahalı Peynir

Dünyada en pahalı peyniri eşek sütünden üretilir. Sırbistan'da üretilen bu peynirler "Pure" olarak isimlendirilir ve yapımı için Balkan eşeklerinin sütü kullanılır. Bu peynirin 1 kilosu ortalama 1000 dolar civarındadır.

Bu peynirin bu kadar pahalı olmasının nedeni ise 1 kilogram peynir üretmek için yaklaşık olarak 25 litre eşek sütü kullanılmasıdır. 1 litre eşek sütünün fiyatı ise 40 dolar civarındadır.


Düşük düzeydeki protein ve inorganik madde içeriği eşek sütünün, böbrekleri fazla zorlamadan, yüksek düzeyde sindirile bilmesini sağlar. Aminoasit içeriğinin insan tüketimi için diğer memeli sütlerinden daha uygun olduğu, demir dışında, kalsiyum, magnezyum ve bakır içeriği yönünden de insan sütüne oldukça benzediği araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Eşek sütü, anne sütüne oranla daha düşük kazein içerdiği için inek alerjisi olan çocuklarda kullanılabilmektedir. 

Anti-alerjik yapısı ve düşük yağ oranı olan eşek sütü aynı zamanda inek sütüne oran 60 defa daha çok vitamine sahiptir. Peynirin pahalı olmasının bir nedeni de eşek sütünün çok az olması ve üretim maliyetinin çok fazla olmasıdır.

Sırbistan'da eşek sütüyle yapılan ve yaşlanmayı geciktirdiğine ve cinsel gücü artırdığına inanılan bu peynir keçi peynirinden biraz daha sarı ve daha az ufalanacak yapıdadır. "Pure" peynirinin patent bilgilerinde ise yüzde 60 eşek sütü, yüzde 40'ı keçi sütü içerdiği yazmaktadır.
Devamını Oku

12 Kasım 2017 Pazar

Para Saymanın Faydaları

Yapılan araştırma ve deneylerde para sayarken insan vücudundaki endorfin miktarında kayda değer artış gözlemlenmiştir. Endorfinin de insan  vücuduna ağrı kesici etkisi vardır. İnsanı sakinleştirir, keyfini artırır ve daha iyi odaklanmasına yardımcı olur. Hatta saydığı paranın kendisinin olup olmaması da önemli değilken.

Yapılan deneylerde gönüllülerin bir kısmına 100 dolarlık paralardan oluşan para destesini sayması istenmiş, diğer bir gruptan ise normal paraları saymaları istenmiştir. Para saydıktan sonra insanların elini sıcak suda mümkün olduğu kadar bekletmeleri istenmiştir. Ve bu deney sonrasına doları sayan insanların ellerini sıcak suda daha uzun süre tuttukları gözlemlenmiştir.

Minnesota Üniversitesi'nden olan bilim adamlarının bu araştırmalardan sonra geldikleri sonuçlar ise, para sayma duygusunun insanlarda benlik duygusunu, kendini değerlendirme duygusunu artırdığı yönündedir. Bu yüzden cebinizde ve ya cüzdanınızda olan parayı arada sırada çıkarıp saymak hayattan aldığınız haz duygusu artırmak için tercih edilebilecek yöntemlerden bir tanesidir. Metabolizmayı doğrudan etkiler. Fiziksel ağrılarınızı ve stresi gidermekte size yardımcı olur.

Para Saymanın Faydaları

Priston Üniversitesi'nden olan araştırmacılar para konusunda hayattan memnun kalmak için ne kadar para gerektiğini hesaplamış ve bu Amerika için 75000 dolar olarak hesaplanmıştır. Bu araştırmanın yapıldığı yıllarda ise Amerika'da ortalama yıllık gelir 40000 dolar civarındadır. Gelir dağılımını da göz önünde bulundurursak Amerika'daki insanların büyük bir kısmının parayla alakalı sorun yaşamadığını da söylemek mümkün...

Yani bu makaleden anlayacağınız...
Para saymak iyidir. İnsanı mutlu eder. Stresini alıp götürür...
Cüzdanınızda her zaman biraz para bulundurun. Fırsat buldukça günde bir kaç bu paraları çıkarıp sayın... Her saydığınızda paranın biraz artmasına özen gösterin...
Ama tüm bunlara rağmen paranın kölesi olmayın. Bırakın para sizin elinizin kiri olsun...
Siz paraya değil, para size hizmet etsin...
Devamını Oku

Trump'a Orta Parmak

Amerika'nın Virginya eyaletinde bisikletle giderken başkan Donald Trum'a orta parmağını kaldırarak itiraz etmekle meşhurlaşan 50 yaşlı Juli Briksman, bu olaydan sonra çalıştığı özel firmadan işten çıkarılmıştır.

Şirket yönetimi ise işten çıkarılmasına neden olarak ise, Birksman'ın yaptığı itirazın şirket politikasına uygun olmaması olarak açıklamıştır.

Bu olaydan sonra Juli Briskman'a, yaptığı itiraz nedeniyle işini kaybetmesine üzülüp üzülmediğini sormuşlar. Juli ise itirazın onun vatandaşlık hakkı olduğunu ve bir daha Trump'la karşılaşırsa yine aynı şekilde orta parmak göstereceğini söylemiştir. Juli Trump'a neden orta parmak gösterdiğini 'BU BENİM BİR ŞEYLER SÖYLEME FIRSATIMDI...' diyerek geçiştirmiştir.

Tüm bunlara rağmen, işini kaybeden Juli'ye Amerikanın diğer bir çok eyaletindeki şirketlerden iş teklifleri gelmeye devam ediyor...

Juli Briksman Trump'a Orta Parmak


Bana göre ise bu olay tamamen gündemde kalma meselesi... 
Çünkü hepimizin bildiği ve resimde de gözüktüğü gibi bir kişinin Amerika başkanın geçtiği konvoya bu kadar yaklaşması imkansız...
Devamını Oku

Kıskançlıktan Seri Katilliğe

Vera Renczi 1920 ve 1930 yılları arasında Romanya'da 32 aşığını, 2 kocasını ve tek oğlunu "Ben onların hayatında son kadın olmalıyım diyerek" zehirleyerek öldürmüş macar asıllı Romanyalı bir seri katildir. Ve tüm dünyada ölüm kadını yani Lady Death ismini almıştır.

Vera Renczi'nin aile kökenleri eski Transilvanya asilzadelerine dayanmaktadır. Vera 2 defa evlenmiş ve her iki kocasını da kıskançlık yüzünden zehirleyerek öldürmüştür.

2 kocasından sonra Vera'nın hayatında aşıklar dönemi başlar. Vera aşıklarını evli erkekler arasından seçer. Aşıklar Vera ile görüştükten bir süre sonra ortadan kaybolurlar. Çünkü Vera onlarla bir kere birlikte olduktan sonra zehirleyerek öldürüyordu.

Bu olayların anlaşılması ise zehirlenen bir aşığın eşinin olayı takip etmesi ile gerçekleşir. Kadın Vera'yı gece gündüz takip eder ve en sonunda polise bilgi verir. Polisler Vera'nın evinde arama yaptıktan sonra 32 tabut bulur.

Vera'nın ifadesi alınırken söylediğine göre her akşam en sevdiği şey bu tabutların arasında şarap içmekmiş.

Olayın diğer ilginç tarafı da Vera'nın kendi oğlunu da zehirleyerek öldürmesiydi. Bunun nedenini ise Vera ifadesinde oğlunun tabutlardan haberi olması ve bununla onu tehdit etmesiydi. Polislere ihbar etmesinden korkarak kendi oğlunu da zehirleyerek öldürmüştür...

Vera Renczi


Mahkeme, Vera'nın kalan hayatını hapishanede geçirmesi yönünde hüküm vermiştir. 1960-cı yılda 57 yaşında hapishanede ölmüştür.
Devamını Oku

11 Kasım 2017 Cumartesi

Alkollü İçecek Tüketmenin Faydaları

Sindirimi artırmak için - bira içiyorum.

İştahım olmadığında - beyaz şarap içiyorum;
Tansiyonum düşük olduğunda - kırmızı şarap içiyorum;
Tansiyonum yüksek olduğunda - konyak içiyorum;
Boğazım ağrırsa- votka içiyorum
- Ya su?
- Öyle bir hastalığım olmadı.
İtalyan nörolog Rita Levi Montalcini bir konuşma sırasında kendine yönetilen sorulara bu cevapları vermiştir.



Çoğunuza bu fikirler absürt gelebilir. Ama bir gerçek var ki her şeyin fazlası zarardır. 
Alkollü içeceklere karşı her kez olumsuz şeyler söylese de faydalı taraflarını da söylemek lazım. En azından ayda bir defa alkollü içecek tüm vücudu temizler. Rita Levi Montalcini söylediklerinin aksine vodkadan sonra su içmezseniz de başınız ağrır. 


Alkollü İçecek Tüketmenin Faydaları



Rita Levi-Montalcini Kimdir?

Rita Levi-Montalcini, İtalyan nörolog. Meslektaşı Stanley Cohen ile birlikte 1986 yılında sinir büyüme faktörü buluşları için Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü kazanmıştır. Rita Levi-Montalcini 103 yıl yaşamıştır.
Doğum tarihi: 22 Nisan 1909, Torino, İtalya
Ölüm tarihi ve yeri: 30 Aralık 2012, Roma, İtalya
Eğitim: Turin Üniversitesi
Ödüller: Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü
Ebeveynler: Adamo Levi, Adele Montalcini

Devamını Oku

Lanetli Mezar ve İkinci Dünya Savaşı

Timur
Tarihin gördüğü en büyük askeri ve siyasi dehalardan biri olarak kabul edilen Timur, Yıldırım Beyazıt'ı Ankara Savaşında yenerek Osmanlı Devletini 11 yıllık bir duraklama dönemine sokmuştu.

Timur sağ ayağı aksak şekilde yürüdüğü için kendisine Farsça Timurlenk, Türkçe olarak ise Aksak Timur denilmekteydi.

Timur, 18 Şubat 1405 tarihinde Kazakistan'ın Otrar bölgesinde Çin'e sefere giderken 69 yaşında kulunç sebebiyle hayatını kaybeder ve cenazesi Semerkant'ta bulunan Gur-e Amir'de gömülür.

Timur'un mezarın yerini belirlemek önemli tartışmalara neden olmuştur. Onun Semerkant şehrinde Gur-e Amir'de gömüldüğünü ispatlamak, Timur'a atfedilen kabri açmak ve cesedin kalıntılarını inceleyip, bu iskeletin hangi kimliğe mensup olduğunu ortaya çıkarmak için dönemin Sovyetler Birliği Başkanı Stalin'in emriyle keşif grubu oluşturulur.

Ünlü arkeolog ve antropolog Mikhail Gerasimov (1907-1970) uzman olarak mezarın açılması ve yapılacak araştırmaları yönetir. Mikhail Gerasimov çürümüş cesedin, iskeletten kalan kemiklerin yapısına, ölçülerine ve özelliklerine göre Timur'un dış görünüşünü oluşturmaya çalışır.

Mezar açılırken araştırmacılar küçük bir beze sarılmış ve üzerinde arapça yazılar bulunan bir kiremit taşı bulurlar. Kiremit taşı üzerinde bu yazılar yer almaktadır.

"Hepimiz bir gün ölümü tadacağız ve bir gün bu dünyadan göç edip gideceğiz. Bizden önce de büyük insanlar oldu ve bizden sonra da olacaklar. Kendisini diğerlerinden üstün sayan ve atalarının ruhunu lekeleyenleri korkunç bela bekliyor"

Bu sözlere aynı zamanda 1973 yılında Azerbaycanda çekilmiş Nesimi filminde Timur'la Nesiminin diyaloğunda da yer verilmiştir. Fırsat bulursan bu filmi de izlemenizi tavsiye ederim.

Daha önceleri mezarın açılması durumunda korkunç olayların olacağı ile ilgili hikayeler halk arasında dolaşmaktaydı. Tabutun açılışı 21 haziran 1941 tarihine tesadüf eder. Bu tarih aynı zamanda Hitlerin Sovyetler Birliği üzerine saldırması ve İkinci Dünya savaşının resmen başladığı tarihtir.

Resimde; Mikhail Gerasimov və Timur'un Kafa Kemiği Yer Almaktadır.

Mikhail Gerasimov və Timur'un Kafa Kemiği

Devamını Oku

10 Kasım 2017 Cuma

Barut Komplosu(Guy Fawke Gecesi)

5 Kasım 1605'te İngiltere'de tarihi bir olay yaşanır. Bir grup muhalif odaklı Katolik grup İngiltere ve İskoçya kralı I. James ve diğer aristokratlara karşı suikast düzenlemek için İngiltere Parlamento Binasını patlatmaya kalkışırlar.

Olay muhalif gruplardaki birinin sarayda çalışan akrabasına o gece orada olmaması hakkında yazdığı uyarıcı mektubun kralın adamlarının eline geçirmesi sonucunda önceden anlaşılır. Kralın adamların önceden aldıkları bilgilere dayanarak tüm binayı korumak için aldıkları önlemler sonucu olay gerçekleşmeden engellenir. 


Suiakst olayının en önemli iştirakçılarından ve planlayıcıların biri de İngiltere'nin en büyük Vatan Haini olarak hatırlanan Guy Fawke olmuştur.

Suikast olayının planlayıcısı olmadığı hakkında fikirler geniş yayılsa da, Guy Fawke, 5 Kasım gecesi elindeki barut fıçısı ve ateşle binayı patlatmaya çalışırken yakalanmıştı. Guy Fawke bu olaydan sonra tutuklandı, hapishaneye atıldı, 31 Ocak 1606'da sarayın önüne asılarak idam edildi. 

İngilizler, bu günü kendi demokrasi zincirindeki en önemli halkalar arasında görürler.
Her yılın 5 Kasım gecesi Birleşik Krallık ve eyaleti olan ülkelerde "Barut Komplosu"'nun başarısız olması dolayısıyla "Guy Fawke Gecesi" adı altında şenlikler yapılır. Festival süresince, havai fişekler havaya fırlatılır, barutla dolu fıçılar yakılarak sokaklarda yuvarlanır. Aynı zaman Guy Fawke maskesi takmış kuklalar da yakılır.


Guy Fawkes Kimdir?

Guy Fawkes veya diğer bilinen adıyla Guido Fawkes, York şehrinde doğmuştu ve Katolik bir İngiliz askeriydi. 5 Kasım 1605'teki barut komplosunda, İngiltere Parlamento Binasını havaya uçurmakla görevliydi.

Doğum tarihi: 13 Nisan 1570, York, Birleşik Krallık
Ölüm tarihi ve yeri: 31 Ocak 1606, Westminster, Birleşik Krallık
Eş: Maria Pulleyn (e. 1590)
Eğitim: St Peter's School, York
Kardeşleri: Elizabeth Fawkes, Anne Fawkes
Ebeveynler: Edward Fawkes, Edith Fawkes
Devamını Oku

9 Kasım 2017 Perşembe

Bir Halk Maşa Olarak Kullanılmaya Alışmışsa O Halka Güvenmeyin!

Arapların Osmanlı İmparatorluğuna karşı ayaklanmasını sağlayan Arabistanlı Lavrens olarak bilinen, ama aslında İngiliz casusu Albay Thomas Lawrence (1888-1935), Nuri Said, Faysal ve Şerif Hüseyin ile birlikte Türk askerlerinin Şam'da katledilmesinde de iştirak etmiştir.

Yıllar sonra Albay Thomas Lawrence kendi yazdığı "Seven Pillars of Wisdom"(Bilgeliğin Yedi Sütunu) adlı kitabında bu olayları şöyle anlatmıştır.

"Evet, Arapları isyana ben kaldırdım, ancak Arapların yıllardır birlikte yaşadıkları ve ortak bir kültür oluşturdukları Türklere karşı yaptıklarını, şahit olduğumuz vahşilikleri tahmin bile edememiştim. Bazı mahallelerde dolaşırken silahsız Türk askerlerinin nasıl öldürüldüklerine bakamadım. 
Tiksindim arap vahşiliğinden..."

Seven Pillars of Wisdom


Anlattıklarım sadece tarihtir ve yaşanmış olaylardır. 
Arapları sevip sevmemek sizin elinizde. Onlar da insandır ve faşizm taraftarı hiç olmadım...
Ama tarihin bana bu derste öğrettiği şey, bir halk maşa olarak kullanılmaya alışmışsa o halka güvenmeyin...

Ve yıllardır orta doğuda yaşanan bu olaylar, bu konuda ne kadar haklı olduğumu gösteriyor. Bir halk düşünme yetisini kaybetmişse ve tüm tarafların akıl hocalığını Avrupa ve Amerika yapıyorsa o halklar, birilerinin AYİN KURBANI olmaya devam edecektir.
Devamını Oku

6 Kasım 2017 Pazartesi

Tek Fotoğraf Çekmek İçin 4 Sene...

Fransız fotoğrafçı Lui-Mari Pre bir kunduzun kendi yavrularını beslemek için bir dal götürdüğüne şahit olur. Tam bu sırada elini kamerasına götürür... Ama, kamerasının yanında olmadığını fark eder.

Bu olaydan sonra fotoğrafçı bu olayı mutlaka kameraya alacağını karara alır ve her gün 2-3 saat suyun altında hareketsiz halde kunduzu beklemeye başlar.

Kunduzun bir daha kendi yavrularına dal taşımasına şahit olması ve bunu fotoğraflaması ise dördüncü senenin sonunda mümkün olur...


Buradan çıkaracağın bir kaç ders varsa...
-Bir iş yapıyorsanız her zaman hazırlıklı olun
-Bir işi başarmak için çalışırsanız, başarırsınız...
-Sabır ve çabanın sonucunu mutlaka alırsınız...
-Doğa fotoğrafçılığı zor bir meslektir.
-Her canlı için yavrusu önemlidir.
-Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır

Herkese ulaşması için paylaşın...
Devamını Oku

Savaşın Barış Kuşları

Savaşın bitmesi ile Amerika'da çok büyük sevinç yaşandı. 2 eylülde Japonların yenilmesine rağmen savaşta Amerika da çok itki vermişti. Sağ kalan ve geri dönen askerler Times Meydanında çok büyük sevinçle karşılandılar. 2 eylül V-J Day(Victory over the Japan) bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Kutlamalar sırasında çok ilginç bir olay olur. Bir genç tanımadığı bir hemşireyi öpmeye başlar. Yanındakiler de buna bakarak gülmeye başlarlar. Bu zamanda bayramı kutlamaya gelen fotoğrafçı Alfred Eisenstaedt bu anı ölümsüzleştirir.

Bu fotoraf V-J Day in Times Square" ("Galibiyet günü Times meydanında) ve"The Kiss" (Öpüş) fotosunun adlarıdır. Ve Japonlar üzerinde galibiyetin simgesine dönüşmüştür.

Daha sonraları bir çok gazete ve dergide yayınlanan bu fotoğrafa "Savaşın Barış Kuşları" adını vermişlerdir. Yıllar sonra bir radyoda yapılan yayından sonra bu iki genç(denizci ve hemşire) bulunur. Bunlardan biri New-York hastanesinde hemşire olarak çalışan Greata Friedman diğeri ise denizci George Mendonca idi. Yıllar sonra onlar görüşür ve aynı hareketi tekrarlar. Bu seferse daha çok kameranın önünde ve canlı olarak televizyon önünde öpüşürler.

Fotoğrafı çeken Alfred Eisenstaedt ise olaylarla ilgili aşağıdakileri kaleme almıştır.
"Büyük izdiham içinde ileriye doğru yürüyor ve halkımın nasıl mutlu olduğunu izliyordum. Birden karşıma herkesi sevinçle kucaklayan ve yaş farkı olmadan bütün kadınları öpen genç bir denizci gördüm. Gülmekten kendimi alamadım. Sol yanımdan güzel bir kız çıktı. İçimden denizcinin bu kızı da öpeceği geçti ve hemen kamerama sarıldım. Tam o anda öpüştüklerini gördüm ve bir kaç defa resimlerini çektim. İyi ki bunu yapmışım..."

Bu olaylardan sonra birçok film ve dizilerde bu olaya da atıfta bulunulmuştur. Her yıl eylülün ikisinde "V-J Day" kutlanırken bu olay da hatırlanır. Times meydanının San Diego limanında bu olayın hatırlanması için ikilinin öpüşürkenki heykelleri konulmuştur.
Devamını Oku